Baharın sıcağında iliklerine kadar üşüdüğün oldu mu hiç? Tam her şey yoluna giriyor derken, aniden bastıran bir ayazın soluğunu kesmesi gibi... İşte onların hikâyesi de böyleydi.Lina, ailesini bir depremde kaybettiğinde, hayat ona sert bir kış gibi çarpmıştı. Yetimliğin soğuk tenini küçük yaşta öğrenmiş, yaralarını...
Ölüm, hissetmekten öte görülen ve duyulan bir histi, değil mi? Ölümün ne zaman geleceğini ve Azrail’in soğuk nefesini ne zaman hissedeceğimi bilemezdim ama o zaman geldiğinde anlardım, değil mi?Ben hiçbirini hissedemiyor veya duyamıyordum; bedenimin kontrolünü tamamen kaybetmiş, zihnimi ve bedenimi farkında bile olmadan madalyonun...
Bir değil, birçok hayal kırıklığının hikâyesi. Genç kızın dinleyeceği, ilham alacağı daha onlarca şarkı vardı fakat artık kaldıracak gücü yoktu. “Kedi gibisin. Kirli beyaz bir kedi. Evinde mutlu değilsin ama dışarıdan da korkuyorsun. Ne benimle olmayı göze alabiliyorsun ne gitmeyi.”
Küreler bir zamanlar iyi ve kötü arasındaki dengeydi, şimdi ise kederin ta kendisi…Kadim zamanlarda Yaratılış Küreleri insanlara bereket, yaşam, bilgelik ve barış getirmişti. Ta ki karanlık uyanana dek…Efendi’nin tiranlığı toprakları kana buladı. Hükmü altındakileri ezdi, boyun eğmeyenleri azabıyla boğdu. Zor kazanılmış barış, küller altında kaldı. İnsanlık son bir umut için...
Küreler bir zamanlar iyi ve kötü arasındaki dengeydi, şimdi ise kederin ta kendisi…
Kadim zamanlarda Yaratılış Küreleri insanlara bereket, yaşam, bilgelik ve barış getirmişti. Ta ki karanlık uyanana dek…
Efendi’nin tiranlığı toprakları kana buladı. Hükmü altındakileri ezdi, boyun eğmeyenleri azabıyla boğdu. Zor kazanılmış barış, küller altında kaldı. İnsanlık son bir umut için birlik oldu. Ve kürelerin son savaşında karanlık sonsuza dek mühürlendi ya da öyle sanıldı.
Yıllar sonra, Ulu Ağaçata’nın gölgesi altında huzurla yaşayan orman halkı, en kutsal günlerinde Ölüm Kraliçesi’nin dönüşüyle parçalandı. Prenses Niora ise yuvasını kurtarabilmek için çıktığı serüvende, tüm diyarları etkisi altına alacak olaylar zincirinin öncüsü olacaktı.
Yolları hain ilan edilerek topraklarından sürülen bir Prens ile kesişecek, iyi ve kötünün savaşında ya dengeyi sağlayacaklar ya da onu yerle bir edeceklerdi. Karanlıkta kalanlar artacak, Efendi gücünü toplayacak ve tüm diyarlar onun korkusuyla titreyecekti.
Yenidendoğan, küllerinden yeniden var olmanın ya da küllerine dönerek yok olmanın; bir kurtarıcı aramak ya da kendi kurtarıcın olmak arasındaki mücadeleyi gözler önüne seren epik bir serüvenin baş döndürücü hikâyesidir.
Baharın sıcağında iliklerine kadar üşüdüğün oldu mu hiç? Tam her şey yoluna giriyor derken, aniden bastıran bir ayazın soluğunu kesmesi gibi... İşte onların hikâyesi de böyleydi.Lina, ailesini bir depremde kaybettiğinde, hayat ona sert bir kış gibi çarpmıştı. Yetimliğin soğuk tenini küçük yaşta öğrenmiş, yaralarını...
Ölüm, hissetmekten öte görülen ve duyulan bir histi, değil mi? Ölümün ne zaman geleceğini ve Azrail’in soğuk nefesini ne zaman hissedeceğimi bilemezdim ama o zaman geldiğinde anlardım, değil mi?Ben hiçbirini hissedemiyor veya duyamıyordum; bedenimin kontrolünü tamamen kaybetmiş, zihnimi ve bedenimi farkında bile olmadan madalyonun...
Bir değil, birçok hayal kırıklığının hikâyesi. Genç kızın dinleyeceği, ilham alacağı daha onlarca şarkı vardı fakat artık kaldıracak gücü yoktu. “Kedi gibisin. Kirli beyaz bir kedi. Evinde mutlu değilsin ama dışarıdan da korkuyorsun. Ne benimle olmayı göze alabiliyorsun ne gitmeyi.”