"Hafıza dediğin nedir ki? Sadece birer veri yığını. İster gerçek olsun ister hayal, o veriler seni sen yapar."
Peki ya bu verilerle oynanmaya başlanırsa? Kimliğin silinebilir bir koda dönüştüğünde, geriye senden ne kalır?
Karanlığın en zifiri anında, durdurulamaz bir tren dik bir yokuşa doğru hızla tırmanıyor. İçindekiler ya o karanlığa gömülecek ya da alevlerin içinden küllerini toplayacak. Türkiye’nin en başarılı, en tehlikeli ajanı Lavinya Arslan için zaman tam bir yıl önce, kalbini ve geçmişini gömdüğü o lanetli...
En büyük kalabalıkların içinde bile insanı yapayalnız bırakan o hissi hiç yaşadınız mı?Hayatın karanlık dehlizlerinden aydınlıklara çıkmaya çalışırken yanınızda herkesin var olduğunu sanmak, aslında hiç kimsenin olmaması acı bir gerçektir. İç dünyanızı yaşarken dış dünyanın müdahalesiyle aşksız kalan kalbin bir köşede asılı durması, sadece...
Soysal Her insan sevilmeyi hak ettiğine inanmak ister. Kimisi inancını kalbinde taşır kimisi dudaklarında; bazılarıysa kabul edemediği yasaklarda. Hiç görülmemek üzere saklanır tenin ve yüreğin arasında arzu. Herkese ışık olan, adını bile kızılın içinden kazıyarak çıkarmış bu kadının tek dileği, bir gün başkasıyla var olabilmektir. Bazı günahlar sonu getirir, yine...
Soysal
Her insan sevilmeyi hak ettiğine inanmak ister.
Kimisi inancını kalbinde taşır kimisi dudaklarında; bazılarıysa kabul edemediği yasaklarda.
Hiç görülmemek üzere saklanır tenin ve yüreğin arasında arzu.
Herkese ışık olan, adını bile kızılın içinden kazıyarak çıkarmış bu kadının tek dileği, bir gün başkasıyla var olabilmektir.
Bazı günahlar sonu getirir, yine de tekrar tekrar işlenir. Onunsa günahı başlangıç.
Kafesteki Aslan, ilk defa hayatta kalmak yerine ona haram olan sevgi için oynar oyununu: ışıklı gecelerin, sahte gülüşlerin ve soğuk çarşafların kartları dağıtılır. Adam tanımayan oynayamaz bu oyunu istese de.
Kaybedeceği yokmuş gibi görünen, oysa içinde saklanan küçük kızı koruyup kollayan, oyunun en çok kazandıran kartıdır.
Daha önce hiç oyun oynamadan, başkalarının hamlesiyle kazanmayı bekleyen, gecenin yalancı ışıklarından yaratılan bu kadın, artık kendi hamlesini yapmak zorundadır.
Sevilmeyi kendine günah sayan, aşk ona en sessiz hâliyle geldiğinde nasıl kazandıran hamleyi oynayabilir?
Gürsoy
İnsan bağırmak istese bile sessizlik onun omuzlarına atılmış kaftan olur.
Eğer istediklerini söylemezse insan, kelimelerin sessizliğinde öğrenir izlemeyi ve beklemeyi. Kendinden önce başkasını, kalbinden önce görevini, teninden önce içini, ruhunun üstündeki yaralı deriyi bir paçavradan ibaret kabul eder ve insanlığını unutur.
Karanlık içinde yetişmiş, yaşamdan çok iskeletine çakılan sadakatle şekillenmiş bu adam, oyunu tepetaklak edecek karttır.
Oyunu kaybetmek isteyen soyunur gürültülü bir yalan olan sevgiye.
Gölgelerin içinde yaşayanlar hiçbir ışığa uyum sağlayamaz. Sessizliğe mahkûm bedenler, aşkın gürültüsüne nasıl yenik düşebilir fark etmeden?
Başkalarının kaybettiği oyunlara bile razı gelen, son defa kart çekerken nasıl şansını döndürebilir?
"Hafıza dediğin nedir ki? Sadece birer veri yığını. İster gerçek olsun ister hayal, o veriler seni sen yapar."
Peki ya bu verilerle oynanmaya başlanırsa? Kimliğin silinebilir bir koda dönüştüğünde, geriye senden ne kalır?
Karanlığın en zifiri anında, durdurulamaz bir tren dik bir yokuşa doğru hızla tırmanıyor. İçindekiler ya o karanlığa gömülecek ya da alevlerin içinden küllerini toplayacak. Türkiye’nin en başarılı, en tehlikeli ajanı Lavinya Arslan için zaman tam bir yıl önce, kalbini ve geçmişini gömdüğü o lanetli...
En büyük kalabalıkların içinde bile insanı yapayalnız bırakan o hissi hiç yaşadınız mı?Hayatın karanlık dehlizlerinden aydınlıklara çıkmaya çalışırken yanınızda herkesin var olduğunu sanmak, aslında hiç kimsenin olmaması acı bir gerçektir. İç dünyanızı yaşarken dış dünyanın müdahalesiyle aşksız kalan kalbin bir köşede asılı durması, sadece...