"Hafıza dediğin nedir ki? Sadece birer veri yığını. İster gerçek olsun ister hayal, o veriler seni sen yapar."
Peki ya bu verilerle oynanmaya başlanırsa? Kimliğin silinebilir bir koda dönüştüğünde, geriye senden ne kalır?
Karanlığın en zifiri anında, durdurulamaz bir tren dik bir yokuşa doğru hızla tırmanıyor. İçindekiler ya o karanlığa gömülecek ya da alevlerin içinden küllerini toplayacak. Türkiye’nin en başarılı, en tehlikeli ajanı Lavinya Arslan için zaman tam bir yıl önce, kalbini ve geçmişini gömdüğü o lanetli...
En büyük kalabalıkların içinde bile insanı yapayalnız bırakan o hissi hiç yaşadınız mı?Hayatın karanlık dehlizlerinden aydınlıklara çıkmaya çalışırken yanınızda herkesin var olduğunu sanmak, aslında hiç kimsenin olmaması acı bir gerçektir. İç dünyanızı yaşarken dış dünyanın müdahalesiyle aşksız kalan kalbin bir köşede asılı durması, sadece...
Baharın sıcağında iliklerine kadar üşüdüğün oldu mu hiç? Tam her şey yoluna giriyor derken, aniden bastıran bir ayazın soluğunu kesmesi gibi... İşte onların hikâyesi de böyleydi.Lina, ailesini bir depremde kaybettiğinde, hayat ona sert bir kış gibi çarpmıştı. Yetimliğin soğuk tenini küçük yaşta öğrenmiş, yaralarını kendi sarmayı ezberlemişti.Ve sonra Yunus Emre......
Baharın sıcağında iliklerine kadar üşüdüğün oldu mu hiç? Tam her şey yoluna giriyor derken, aniden bastıran bir ayazın soluğunu kesmesi gibi... İşte onların hikâyesi de böyleydi.
Lina, ailesini bir depremde kaybettiğinde, hayat ona sert bir kış gibi çarpmıştı. Yetimliğin soğuk tenini küçük yaşta öğrenmiş, yaralarını kendi sarmayı ezberlemişti.
Ve sonra Yunus Emre... Kendi içinde firtinalar koparan, annesinin ölümünü omuzlarına yük gibi alıp babasının sevgisizliğiyle donmuş bir çocuk... Onlar, bir ortaokul bahçesinde birbirlerinin yaralarına merhem oldular. Dost oldular. Sonra kalpleri onları daha derin bir bağa sürükledi.
Ama bazı hikâyeler mutlu sonlara ulaşmaz. Yunus Emre, en büyük korkusuyla yüzleşemedi. Lina'yı ardında bırakıp gittiğinde, baharın
ortasında zemheri gibi çöktü onun dünyasına. Ve yıllar sonra döndüğünde, Lina'nın gözleri artık başka bir adamı arıyordu. Onu unuttuğunu, geçmişin izlerinin silindiğini sandı. Ama bazı aşklar, tenin değil, ruhun en derin köşelerinde saklanır.
Şimdi geçmişin gölgesi üzerlerine çökerken, Lina ve Yunus Emre yeniden karşı karşıya. Ama bu kez zaman, onları en büyük düşmanı. Unutulmuş duygular küllerinden doğarken, Lina sevmekten mi yoksa yeniden yanmaktan mi korkacak?
Ve Yunus Emre...
Zamana ve kadere karşı koyup, kaybettiği her şeyi geri alabilecek mi?
"Bazı ayrılıklar, bir mevsimi değil, bir ömrü kışa çevirir. Peki, baharda gelen zemheri geçer mi?"
"Hafıza dediğin nedir ki? Sadece birer veri yığını. İster gerçek olsun ister hayal, o veriler seni sen yapar."
Peki ya bu verilerle oynanmaya başlanırsa? Kimliğin silinebilir bir koda dönüştüğünde, geriye senden ne kalır?
Karanlığın en zifiri anında, durdurulamaz bir tren dik bir yokuşa doğru hızla tırmanıyor. İçindekiler ya o karanlığa gömülecek ya da alevlerin içinden küllerini toplayacak. Türkiye’nin en başarılı, en tehlikeli ajanı Lavinya Arslan için zaman tam bir yıl önce, kalbini ve geçmişini gömdüğü o lanetli...
En büyük kalabalıkların içinde bile insanı yapayalnız bırakan o hissi hiç yaşadınız mı?Hayatın karanlık dehlizlerinden aydınlıklara çıkmaya çalışırken yanınızda herkesin var olduğunu sanmak, aslında hiç kimsenin olmaması acı bir gerçektir. İç dünyanızı yaşarken dış dünyanın müdahalesiyle aşksız kalan kalbin bir köşede asılı durması, sadece...